1964’ten Solar Aydınlatmaya: Yakan Aydınlatma’nın Üretim ve Dönüşüm Hikâyesi
Aydınlatma, yalnızca karanlık bir alanı görünür hâle getirmekten ibaret değildir. Doğru tasarlanmış bir aydınlatma sistemi; güvenliği artırır, yaşam alanlarını daha işlevsel hâle getirir, mimariyi destekler ve şehirlerin gece kimliğini oluşturur. Günümüzde bunlara enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk gibi önemli beklentiler de eklenmektedir.
Yakan Aydınlatma olarak 1964 yılında başlayan üretim yolculuğumuzda, dış mekân aydınlatmasının değişen ihtiyaçlarını yakından takip ettik. Parklardan bahçelere, yürüyüş yollarından sokaklara, site çevrelerinden kamu alanlarına kadar farklı kullanım alanları için dayanıklı, estetik ve işlevsel çözümler geliştirdik.
Yıllar içinde gelişen teknoloji, yükselen enerji maliyetleri ve yenilenebilir enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç, bizi güneş enerjili aydınlatma sistemleri üzerinde çalışmaya yöneltti. Ancak solar aydınlatmaya geçişimiz, yalnızca mevcut bir armatüre güneş paneli eklemekten ibaret olmadı.
Yaklaşık 10 yıl süren Ar-Ge çalışmalarımızın ardından geliştirdiğimiz solar aydınlatma sistemleri, yaklaşık 8 yıldır sahada ve satışta edindiğimiz deneyimlerle gelişmeye devam ediyor. Bugün ulaştığımız nokta; üretim tecrübemizin, mühendislik çalışmalarımızın, saha geri bildirimlerinin ve sürekli iyileştirme yaklaşımımızın bir sonucudur.
1964’te Başlayan Üretim Kültürü
Yakan Aydınlatma’nın üretim anlayışının temelinde, dış mekânda uzun süre kullanılabilecek güvenilir ürünler geliştirmek bulunuyor.
Dış mekân aydınlatma ürünleri; yağmur, rüzgâr, nem, toz, sıcaklık değişimleri, güneş ışınları ve mekanik etkiler gibi zorlu koşullarla karşı karşıya kalır. Bu nedenle bir aydınlatma ürününün yalnızca estetik görünmesi veya yeterli ışık üretmesi yeterli değildir. Kullanılan malzemelerin, bağlantı elemanlarının, yüzey koruma yöntemlerinin ve elektriksel bileşenlerin de kullanım alanına uygun olması gerekir.
1964’ten bugüne taşıdığımız üretim kültürümüzde şu değerleri ön planda tutuyoruz:
- Dayanıklı ve uzun ömürlü ürün tasarımı
- Dış ortam koşullarına uygun malzeme seçimi
- İşçilik ve üretim kalitesi
- Estetik ile işlevselliğin birlikte değerlendirilmesi
- Kullanıcı ve proje ihtiyaçlarına uygun çözümler
- Yerli üretim ve mühendislik kabiliyeti
- Satış öncesi teknik değerlendirme ve satış sonrası destek
Bu deneyim, solar aydınlatma sistemlerimizin geliştirilmesinde de önemli bir temel oluşturdu.
Geleneksel Aydınlatmadan Solar Teknolojiye Geçiş
Geleneksel dış mekân aydınlatma sistemlerinde enerji, çoğunlukla elektrik şebekesinden sağlanır. Bu sistemlerde kablo kanalları, kazı çalışmaları, elektrik altyapısı, pano bağlantıları ve saha uygulamaları projenin önemli bir bölümünü oluşturabilir.
Solar aydınlatma sistemleri ise güneşten elde edilen enerjiyi kullanarak, uygun projelerde şebeke elektriğine olan ihtiyacı azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. Bu özellik, özellikle elektrik altyapısının bulunmadığı, kablolama çalışmasının zor olduğu veya altyapı maliyetlerinin yüksek olabileceği alanlarda önemli bir avantaj sağlar.
Ancak solar aydınlatma, yalnızca güneş paneli ve armatürden oluşan basit bir sistem değildir. Başarılı bir uygulama için şu bileşenlerin birbiriyle uyumlu çalışması gerekir:
- Güneş paneli
- Batarya veya enerji depolama ünitesi
- LED modül
- Optik ve ışık dağılım sistemi
- Elektronik kontrol ünitesi
- Şarj ve enerji yönetim sistemi
- Armatür gövdesi
- Direk ve bağlantı elemanları
- Montaj ve yüzey koruma bileşenleri
Bu parçaların her biri tek başına kaliteli olabilir. Ancak sistemin tamamı doğru şekilde projelendirilmezse beklenen çalışma süresi, ışık seviyesi veya saha dayanımı elde edilemeyebilir. Bu nedenle solar aydınlatmada en önemli konulardan biri, bütün bileşenlerin tek bir sistem olarak değerlendirilmesidir.
10 Yıllık Ar-Ge Çalışmasının Ardındaki Yaklaşım
Solar aydınlatma alanındaki çalışmalarımız, yaklaşık 10 yıllık bir Ar-Ge sürecine dayanıyor. Bu dönemde amacımız yalnızca güneş enerjisiyle çalışan bir ürün oluşturmak değil; farklı iklim ve saha koşullarında güvenli, dayanıklı ve verimli çalışabilecek bütünleşik bir aydınlatma sistemi geliştirmekti.
Ar-Ge sürecimizde öncelikle dış mekân aydınlatmasında edindiğimiz üretim tecrübesini solar teknolojilerin gereklilikleriyle bir araya getirdik. Panel, batarya, LED, optik sistem ve kontrol ünitesinin birbirleriyle olan ilişkisini değerlendirdik. Gövde ve direk tasarımlarını dış ortam koşullarına göre ele aldık.
Bu süreçte özellikle şu konular üzerinde durduk:
Enerji üretimi ve depolama dengesi
Güneş panelinin gün içerisinde ürettiği enerjinin, gece boyunca ihtiyaç duyulan aydınlatmayı karşılayabilmesi gerekir. Bu nedenle panel gücü, batarya kapasitesi, LED tüketimi ve çalışma süresi birlikte değerlendirilir.
LED ve optik sistem verimliliği
Solar aydınlatmada yalnızca yüksek watt değeri yeterli değildir. Işığın doğru alana yönlendirilmesi, gereksiz ışık kayıplarının azaltılması ve ihtiyaca uygun ışık dağılımının sağlanması önemlidir.
Düşük güneşlenme koşulları
Sistemlerin yalnızca yaz aylarındaki yüksek güneşlenme sürelerine göre değil, kış ayları ve kapalı hava koşulları dikkate alınarak projelendirilmesi gerekir.
Mekanik ve çevresel dayanım
Armatür gövdesinin, direğin, panel bağlantılarının ve diğer taşıyıcı parçaların rüzgâr, yağış, sıcaklık değişimi, toz ve mekanik etkiler karşısındaki davranışı değerlendirilir.
Elektriksel güvenlik
Kablo bağlantıları, izolasyon, şarj kontrolü, batarya koruması ve elektronik bileşenlerin güvenli çalışması tasarım sürecinin önemli bir parçasıdır.
Montaj ve bakım kolaylığı
Ürünün sahaya güvenli biçimde monte edilebilmesi, gerektiğinde bakım ve parça değişiminin yapılabilmesi ürünün toplam kullanım ömrünü doğrudan etkiler.
Ar-Ge çalışmalarımızı tamamlanmış ve değişmeyen bir süreç olarak görmüyoruz. Yeni teknolojiler, farklı proje koşulları ve sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda ürün geliştirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
8 Yıllık Saha ve Satış Deneyimi
Yaklaşık 10 yıllık Ar-Ge birikiminin ardından geliştirdiğimiz solar aydınlatma sistemleri, yaklaşık 8 yıldır farklı saha uygulamalarında kullanılıyor.
Bu süre içerisinde edindiğimiz deneyimi yalnızca bir satış geçmişi olarak değerlendirmiyoruz. Her proje; iklim koşulları, kullanım amacı, güneşlenme süresi, montaj alanı ve aydınlatma ihtiyacı açısından farklı bilgiler sunuyor.
Parklar, bahçeler, yürüyüş yolları, site çevreleri, kamu alanları, tesisler ve elektrik altyapısının sınırlı olduğu bölgelerde gerçekleştirilen uygulamalardan elde edilen deneyimler, ürünlerimizin gelişimine katkı sağladı.
Sahada karşılaşılan koşullar sayesinde özellikle şu alanlarda önemli bir bilgi birikimi oluştu:
- Güneşlenme süresinin sistem performansına etkisi
- Panelin doğru açı ve yönde konumlandırılması
- Ağaç ve bina gölgelerinin enerji üretimine etkisi
- Kış aylarında enerji yönetimi
- Batarya kapasitesi ile çalışma süresi arasındaki denge
- Direk yüksekliği ve armatür yerleşimi
- Farklı alanlar için doğru ışık dağılımı
- Rüzgâr ve dış ortam koşullarına uygun mekanik tasarım
- Montaj sırasında karşılaşılan uygulama ihtiyaçları
- Bakım ve teknik servis gereksinimleri
Müşterilerden, bayilerden, proje firmalarından ve uygulamacılardan gelen geri bildirimler de bu gelişim sürecinin önemli bir parçası oldu. Ürünlerimizi yalnızca üretim ortamındaki değerlendirmelerle değil, gerçek kullanım şartlarından elde edilen bilgilerle geliştirdik.
Bu nedenle 8 yıllık saha ve satış deneyimimiz, Ar-Ge çalışmalarımızın devamı niteliğindedir. Sahada edinilen her deneyim; sonraki ürünlerin tasarımına, enerji yönetimine, montaj yapısına ve malzeme seçimine katkıda bulunmaktadır.
Solar Aydınlatmada Çevresel Sorumluluk
Solar aydınlatma sistemlerinin en önemli özelliklerinden biri, yenilenebilir bir enerji kaynağı olan güneşten yararlanmasıdır. Ancak bir ürünün çevresel etkisini yalnızca kullandığı enerji kaynağı belirlemez.
Ürünün üretiminde kullanılan malzemeler, kullanım ömrü, enerji verimliliği, bakım ihtiyacı, parça değiştirilebilirliği, ambalajı ve kullanım ömrü sonundaki geri dönüşüm süreci de toplam çevresel etkinin parçalarıdır.
Bu nedenle çevresel sorumluluğu yalnızca “güneş enerjisi kullanmak” şeklinde değerlendirmiyoruz. Tasarım ve üretim sürecinde ürünün tüm yaşam döngüsünü dikkate almaya çalışıyoruz.
Uzun ömürlü malzeme kullanımı
Dayanıklı malzemeler, ürünün erken yıpranmasını ve kısa süre içerisinde değiştirilmesini önlemeye yardımcı olur. Ürünün kullanım süresi uzadıkça yeni hammadde, üretim, ambalaj ve nakliye ihtiyacı da azalabilir.
Bu nedenle ürün tasarımına göre kullanılan alüminyum, çelik ve diğer metal bileşenlerde dış ortam dayanımına önem verilir. Metal malzemelerin geri dönüşüme uygun olması da kullanım ömrü sonundaki malzeme kazanımı açısından önemli bir avantajdır.
Korozyona karşı koruma
Dış mekân ürünlerinde paslanma ve korozyon, ürün ömrünü doğrudan etkileyen unsurlar arasındadır. Uygun yüzey hazırlama ve koruma yöntemleri, metal bileşenlerin çevresel koşullara karşı daha uzun süre dayanmasına katkıda bulunur.
Ürün ve proje özelliklerine göre galvanizleme, yüzey koruma ve elektrostatik polyester toz boya uygulamaları değerlendirilebilir. Elektrostatik toz boya sistemleri, solvent bazlı yaş boya yöntemlerine kıyasla uçucu organik bileşik kullanımını azaltmaya yardımcı olabilir. Üretim sürecinde geri kazanılabilen boya tozları da malzeme kaybının azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Enerji verimli LED teknolojisi
LED modüllerin yüksek verimliliği, bataryada depolanan enerjinin daha etkin kullanılmasını sağlar. Aynı aydınlatma ihtiyacının daha düşük enerji tüketimiyle karşılanması, daha dengeli bir solar sistem tasarımını destekler.
Burada yalnızca LED’in gücü değil; ışık verimi, optik dağılım, sürücü verimliliği ve çalışma senaryosu birlikte değerlendirilmelidir.
Servis edilebilir ürün yaklaşımı
Bir bileşenin kullanım ömrünü tamamlaması hâlinde tüm ürünün değiştirilmesi yerine, uygun ürünlerde ilgili parçanın bakımının veya değişiminin yapılabilmesi atık oluşumunu azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu nedenle ürün geliştirme sürecinde bakım erişimi, yedek parça sürekliliği ve bileşenlerin uygun şekilde ayrılabilmesi de dikkate alınır.
Batarya ve elektronik atık yönetimi
Solar aydınlatma sistemlerinde kullanılan bataryalar ve elektronik bileşenler, kullanım ömürlerinin sonunda evsel atıklarla birlikte değerlendirilmemelidir. Bu bileşenlerin ilgili mevzuata uygun toplama ve geri dönüşüm kanallarına ulaştırılması gerekir.
Çevresel sorumluluk, yalnızca ürünün satın alınması ve kullanılması sürecini değil, kullanım ömrü sonrasını da kapsar.
Bu nedenle “çevre dostu ürün” ifadesini mutlak bir iddia olarak değil; enerji verimliliği, dayanıklılık, geri dönüşüm, bakım yapılabilirliği ve doğru atık yönetimiyle desteklenmesi gereken bütüncül bir yaklaşım olarak görüyoruz.
Güvenlik, Malzeme Seçimiyle Başlar
Solar aydınlatma sistemlerinde güvenlik, yalnızca ürün tamamlandıktan sonra yapılan son kontrollerden ibaret değildir. Güvenli bir ürünün temeli, daha tasarım ve malzeme seçimi aşamasında atılır.
Armatür gövdesinden kablo bağlantılarına, bataryadan kontrol ünitesine, direk yapısından montaj elemanlarına kadar bütün parçaların kullanım alanına uygun olması gerekir.
Ürün geliştirme ve üretim sürecinde şu güvenlik konuları dikkate alınır:
- Elektrik çarpmasına karşı koruma
- Kablo ve bağlantı noktalarının uygun şekilde yalıtılması
- Su ve toz girişine karşı koruma
- Mekanik darbelere karşı dayanım
- Keskin kenarların ve montaj risklerinin azaltılması
- Direk ve taşıyıcı parçaların mekanik stabilitesi
- Elektronik bileşenlerin ısıl yönetimi
- Kısa devre ve aşırı akım risklerinin kontrolü
- Bataryanın aşırı şarj ve aşırı deşarja karşı korunması
- UV ışınlarına ve dış ortam yaşlanmasına karşı dayanım
- Korozyon koruması
- Güvenli montaj ve bakım erişimi
Batarya teknolojisi, solar sistemlerin güvenliğinde özel bir öneme sahiptir. Kullanılan batarya türüne ve ürün tasarımına göre şarj kontrolü, sıcaklık takibi, aşırı deşarj, aşırı şarj ve kısa devre koruması gibi önlemler değerlendirilir.
Hiçbir ürün için “risk tamamen ortadan kaldırılmıştır” veya “bakım gerektirmez” gibi mutlak ifadeler kullanmak doğru değildir. Güvenli kullanım; doğru ürün tasarımının yanında uygun montaj, periyodik kontrol ve üretici talimatlarına uyulmasını da gerektirir.
Belgeler ve Standartlar Ne Anlama Geliyor?
Kalite ve güvenlik yaklaşımında standartlar, testler ve belgeler önemli bir yere sahiptir. Ancak her belgenin anlamı ve kapsamı birbirinden farklıdır. Ayrıca bir belge veya test sonucu, yalnızca kapsamına giren ürün veya üretim süreci için geçerlidir.
ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi
ISO 9001:2015, üretim ve hizmet süreçlerinin belirli bir sistem içerisinde yönetilmesini, kayıt altına alınmasını, izlenmesini ve sürekli geliştirilmesini esas alır.
Bu standart doğrudan tek bir ürünün performansını değil, şirketin kalite yönetim yaklaşımını değerlendirir.
ISO 10002:2018 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi
ISO 10002:2018, müşteri geri bildirimlerinin ve şikâyetlerinin sistemli biçimde değerlendirilmesini kapsar. Müşteri deneyiminin geliştirilmesi ve sahadan gelen bilgilerin süreçlere aktarılması açısından önem taşır.
Solar ürünlerde saha geri bildirimlerinin Ar-Ge çalışmalarına aktarılması, bu yaklaşımın önemli bir parçasıdır.
CE Uygunluk İşareti
CE, bir kalite ödülü değildir. Ürünün, kapsamına giren ilgili Avrupa Birliği teknik düzenlemelerinin temel sağlık, güvenlik ve çevre gereklerine uygun olarak değerlendirildiğini gösteren bir uygunluk işaretidir.
CE sürecinde uygulanacak değerlendirmeler, ürünün yapısına ve ilgili mevzuata göre değişebilir.
LVD Kapsamında Elektriksel Güvenlik
Alçak Gerilim Direktifi olarak bilinen LVD kapsamındaki değerlendirmeler; elektrik çarpmasına karşı koruma, izolasyon, bağlantı güvenliği, sıcaklık ve güvenli kullanım gibi konuları kapsar.
Ürünün çalışma gerilimi ve teknik yapısı, hangi yükümlülüklerin uygulanacağını belirler.
TS EN IEC 60598-1
Bu standart, aydınlatma armatürlerinin genel güvenlik ve test şartlarını kapsar. Elektriksel güvenlik, mekanik yapı, bağlantılar, ısıl davranış ve dış etkilerden korunma gibi konular bu kapsamda değerlendirilir.
TS EN 60598-2-3
TS EN 60598-2-3, yol ve sokak aydınlatma armatürlerine yönelik özel şartları içerir. İlgili ürün grubunda genel armatür güvenliği şartlarına ek olarak uygulama alanına özel gereklilikler değerlendirilir.
TS EN 40-5
TS EN 40-5, çelik aydınlatma direklerine ilişkin ürün şartlarını kapsar. Malzeme özellikleri, boyutsal gereklilikler, kaynak işlemleri, mekanik dayanım, yüzey koruması ve korozyona karşı alınan önlemler bu kapsamda ele alınabilir.
IP Koruma Sınıfı
IP sınıfı, bir ürünün katı cisimlere ve suya karşı koruma seviyesini gösterir.
İlgili ürün grubunda belirtilen IP66 koruma sınıfı; gövdenin toz girişine karşı korunduğunu ve güçlü su püskürmelerine karşı belirli bir koruma seviyesine sahip olduğunu ifade eder. Bu sınıf tüm ürünler için otomatik olarak geçerli değildir; ürün modeli ve test raporu ayrıca kontrol edilmelidir.
IK Darbe Dayanımı
IK sınıfı, ürün gövdesinin dışarıdan gelebilecek mekanik darbelere karşı dayanım seviyesini ifade eder.
İlgili ürün grubunda belirtilen IK08 seviyesi, armatürün belirli bir darbe enerjisine karşı test edildiğini gösterir. Bu değerin de her ürün modelinde ayrı olarak doğrulanması gerekir.
Isıl ve Malzeme Testleri
İlgili ürün gruplarında çalışma sıcaklığı, ısıl dayanım, izolasyon, mekanik güvenlik ve alevlenme davranışı gibi konular değerlendirilebilir.
Bazı ürünlerde belirtilen -20°C ile +60°C çalışma koşulları ve 650°C Glow Wire testi, yalnızca ilgili test raporu ve ürün kapsamı dâhilinde kullanılmalıdır.
Kurumsal ve Üretim Belgeleri
Sanayi Sicil Belgesi, Kapasite Raporu ve Yerli Malı Belgesi gibi dokümanlar, ürün güvenlik sertifikalarından farklıdır.
- Sanayi Sicil Belgesi, kayıtlı sanayi faaliyetini destekler.
- Kapasite Raporu, üretim altyapısının ve kapasitesinin resmî olarak belirlenmesini sağlar.
- Yerli Malı Belgesi, güncel kapsamı ve geçerlilik süresi doğrultusunda yerli üretim niteliğini destekler.
- Marka ve tasarım tescilleri, marka kimliğinin ve özgün tasarımların korunmasına katkıda bulunur.
Malzeme güvenliği ve çevresel uygunluk açısından RoHS ve REACH gibi düzenlemelere ilişkin uygunluk beyanları da ürün, bileşen ve tedarikçi kapsamına göre kontrol edilmelidir. Bu belgeler doğrulanmadan bütün ürünler için genel bir uygunluk iddiası oluşturulmamalıdır.
Solar Aydınlatmada Doğru Ürün Nasıl Belirlenir?
Solar aydınlatma ürünü seçerken yalnızca watt değerine veya panel büyüklüğüne bakmak yeterli değildir.
Başarılı bir proje için şu kriterler birlikte değerlendirilmelidir:
- Projenin bulunduğu bölgenin güneşlenme koşulları
- Panelin yönü ve yerleşim açısı
- Ağaç, bina veya diğer yapıların oluşturduğu gölgeler
- Aydınlatılacak alanın büyüklüğü
- İstenen ışık seviyesi ve ışık dağılımı
- Direk yüksekliği ve armatürler arasındaki mesafe
- Gece boyunca hedeflenen çalışma süresi
- Kış aylarındaki düşük güneşlenme şartları
- Rüzgâr, yağmur, kar, nem ve sıcaklık koşulları
- Montaj ve bakım imkânları
- Batarya kapasitesi ve enerji yönetimi
- Projenin güvenlik ve estetik beklentileri
Her alana aynı solar ürünü uygulamak doğru değildir. Bir yürüyüş yolunun ihtiyacıyla geniş bir otoparkın, bir parkın ihtiyacıyla tesis çevresinin aydınlatma ihtiyacı aynı değildir.
Bu nedenle proje öncesinde saha koşullarının analiz edilmesi ve ürünün bu koşullara göre belirlenmesi gerekir.
Kullanım Alanları
Solar aydınlatma sistemleri, doğru projelendirme yapıldığında birçok farklı alanda kullanılabilir:
- Park ve bahçeler
- Yürüyüş ve bisiklet yolları
- Sokak ve bağlantı yolları
- Site ve konut çevreleri
- Otel ve turizm tesisleri
- Belediye ve kamu alanları
- Fabrika ve endüstriyel tesis çevreleri
- Otoparklar
- Kırsal alanlar
- Elektrik altyapısının bulunmadığı bölgeler
- Altyapı çalışmasının zor veya maliyetli olduğu projeler
Solar sistemlerin sağlayabileceği faydalar, her projede aynı olmayabilir. Enerji tasarrufu, kablolama ihtiyacı, yatırım maliyeti ve çalışma performansı; bölgenin güneşlenme koşullarına, ürün seçimine ve kullanım senaryosuna bağlıdır.
Geleceğe Yönelik Hedeflerimiz
Yakan Aydınlatma olarak hedefimiz yalnızca solar ürün sayımızı artırmak değil; daha güvenli, daha dayanıklı, daha verimli ve farklı proje koşullarına daha doğru cevap verebilen sistemler geliştirmektir.
Gelecek dönem çalışmalarımızda şu alanlara odaklanmayı amaçlıyoruz:
- Solar ürün ailemizi geliştirmek
- Panel, batarya ve LED arasındaki enerji dengesini iyileştirmek
- Ürünlerin çalışma süresini ve enerji verimliliğini artırmak
- Akıllı kontrol ve uzaktan izleme teknolojilerine uyum sağlamak
- Farklı iklim koşullarına uygun çözümler geliştirmek
- Bakım ihtiyacı azaltılmış ürün yapıları oluşturmak
- Servis edilebilirliği ve parça erişilebilirliğini geliştirmek
- Yerli mühendislik ve üretim kabiliyetimizi güçlendirmek
- Çevresel etkisi daha düşük malzeme ve üretim yöntemlerini değerlendirmek
- Ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğu sürdürmek
- Saha geri bildirimlerini Ar-Ge çalışmalarına aktarmak
- Uluslararası projelerde güvenilir bir çözüm ortağı olmak
Solar aydınlatma teknolojileri gelişmeye devam ediyor. Panel verimliliği, batarya sistemleri, LED teknolojileri ve akıllı enerji yönetimi alanındaki gelişmeleri takip ederek ürünlerimizi yeni ihtiyaçlara göre şekillendirmeyi sürdürüyoruz.
Geçmişin Tecrübesi, Geleceğin Enerjisi
Yakan Aydınlatma’nın solar aydınlatma alanındaki deneyimi; 1964’ten bugüne taşınan dış mekân aydınlatma bilgisinin, yaklaşık 10 yıllık Ar-Ge çalışmasının ve 8 yıllık saha ile satış tecrübesinin birleşiminden oluşuyor.
Bu yolculukta yalnızca güneş enerjisiyle çalışan ürünler geliştirmeyi değil; güvenli, dayanıklı, verimli, estetik ve proje ihtiyaçlarına uygun sistemler oluşturmayı hedefledik.
Çevresel sorumluluğun yalnızca yenilenebilir enerji kullanımından ibaret olmadığını biliyoruz. Malzeme seçimi, ürün ömrü, enerji verimliliği, bakım yapılabilirliği, güvenlik ve kullanım ömrü sonundaki geri dönüşüm süreci de bu yaklaşımın ayrılmaz parçalarıdır.
Bizim için güneş enerjisinden yararlanmak, sürdürülebilir aydınlatmanın başlangıç noktasıdır. Kalıcı değer ise doğru mühendislik, güvenli malzeme seçimi, uzun ürün ömrü, saha deneyimi ve sürekli gelişimle oluşturulur.
Projenizin konumuna, güneşlenme koşullarına ve aydınlatma ihtiyacına uygun solar çözümü belirlemek için Yakan Aydınlatma teknik ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.
